Bir “SIR” bulmam ve 15 Cümlede Anlatmam Gerekiyordu

Yaratıcı Yazarlık dersleri, son günlerde en keyif aldığım hobim .

“Yazma” konusunda henüz acemiyim ama içimdeki yazma aşkı tam gaz devam ediyor ve bu yolda ilerlemeye kararlıyım .

Yazma yeteneğini geliştirmenin en birinci kuralı :Hergün Yazmak …..

Neyi yazarsan yaz ama günde  –en az– ; 6-10 dakikalık bir yazma egsersizi yapmak gerekiyor.

İtiraf edeyim, “HER GÜN ” yazmaya vakit bulamıyorum yoğunluktan…(Ama bu işe gönül koyduysak, HER GÜN yazmaya vakit yaratmak zorunda olduğumu biliyorum …)

Katıldıgım Yaratıcı Yazarlık Work Shoplarında verilen ödevler bu egzersizleri destekliyor .O yüzden seviyorum ödevleri;-)

İşte Lüset Kohen Fins’in dersinde teslim etmemiz gereken bir ödevin konusu :

10312606_1427108237583493_777646783318207138_n

En az 15 cümle olması biraz hayal gücümü kısıtladı. Atmosferi 15 cümleye sığdırmak yetenek istiyor aslında. Çok başarılı yazarlar bunu kolayca yapabiliyor. Hatta sadece 2 cümleyle koca bir romanın özetini bile verebilenler oluyor, hayranım onlara . Marifet de zaten , çok az cümleyle, bir olayı uzatmadan dolaştırmadan “net “bir şekilde  anlatabilmekte ...

Ben daha yolun başındayım. Öğrenecegim inşallah :)))

Aşağıda “15 Cümleye sığdırmaya çalışarak (1-2 cümle geçti sanırım) anlatmya çalıştığım SIR  sahnesi …

Burada uygulanmak istenen şey ;, bir “Sır”ın anlatımını bu kadar az cümleyle vermeyi başarmak ve  okuyucunun kafasında, sır hakkında merak uyandırıp hem de ortam hakkında  fazla soru işareti bırakmadan anlatabilmek .Becerebilmiş miyim bilemiyorum .Buyrun okuyun ;

 

                    -Gülperi’nin  Sıkıntısı –

Kamp ateşi odunlarının çıtır çıtır yanmasını, battaniyelerimize sarılmış bir şekilde izleyerek oturuyorduk ormanın içinde. Çok soğuk  bir hava yoktu ama serindi. Okan yeni bir şarap şişesini getirmek için çadırına doğru yürürken, Gülperi kulağıma doğru eğilerek;  

“Sana bir sır vermek istiyorum” dedi  kısık sesle. 

“Bir Arap atasözü der ki: İki kişi arasında konuşulan şey sır değildir” dedim ben de, hınzırca gülümseyerek.

“Off Zeynep ya! Ben ne diyorum sen….” 

Yüzünü çevirdi tamamlamadı cümleyi…

Ah benim Gülperi’m…Temiz kalpli arkadaşım …. İki yıl önce, kocasının öldüğü kendisinin de ağır yaralı olarak kurtulduğu kazadan sonra, yeni toparlıyordu zaten kendini…2 senedir neredeyse inzivaya çekilmiş gibi bir yaşam sürüyordu, biraz kafası dağılsın, neşesi yerine gelsin diye, zorla getirmiştik bu kampa da. İş miydi bu benim yaptığım şimdi…

Yanağından tutarak çevirdim, gözlerine baktım:

“Hadi söyle,” dedim 

Bir damla yaş mı düştü ne gözlerinden? Yanılıyor muydum yoksa! Sessizce baktı bir kaç saniye…Ve sonra, yüzünü örten bir hüzün ve endişe bulutunun arasından belli belirsiz, 

“Hamileyim” dedi.  

kamp ateşi

**************************

 

 

 

 

 

Bir yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Close
E-Bültene Kayıt Olmak İster misiniz?

Aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak kayıt olun. Blogda paylaşım yaptığımda e-mailinize bildirim gelsin. Böylelikle bütün yazılarımdan anında haberdar olursunuz :) Teşekkürler.